17 Mart 2020 Salı

İÇİMİZDEKİ TAŞ

Hayattaki en büyük şanslarımızı ya yaptığımız yanlış tercihlerden dolayı parmaklarımızın ucundan bir kum tanesi gibi kayıp gidişini izliyorsak? Belkide bizim canla, başla mutlu olmak için çabaladığımız şeyler aslında birer taş olamaz mı? 

Ne peki bizim için hayatın mutluluğu? Yüz yıllardır belkide insanların bulmaya çalıştığı cevapların hepsi bu sorunun çevresinde kök salmış halde değil mi? Çok uzun süredir arıyoruz bunun cevabını. Kimi kişisel gelişim uzmanları dediler ki "mutluluk içinizde", "kendinizi sevin"... Bunu bulmak gerçekten kolay mı? Şu toplam yedi satırda çok fazla soru işaretleri biriktirdik bile. Peki ya seneler boyunca süren mücadelelerimizin yıpranmış etiketlerini nereye yapıştırıyoruz? 
Hepimiz bir koşuşturma içerisindeyiz. Ama bu bahsettiğim koşuşturma günlük hayatımızdaki okul, iş koşuşturması değil. Duygularımızın arasındaki koşuşturmadan bahsediyorum sizlere. Üzülüyoruz, ağlıyoruz ama düşünüyoruz ağlamak kötü bir şey insanlar ağlamamalı o bize özel olan duyguyu yok ediyoruz. Düşünüyoruz bizi ne mutlu eder? Bir aşk? İçimizdeki o özel duyguyu atıyoruz çöpe düşünüyoruz aşık olmam gerek. Arayışa geçiyoruz, algılarımızı ve düşüncelerimizi buna endeksliyoruz. Peki ruhunun derinliklerindeki o mutsuzluğun üstüne ne koyarsak koyalım o yine yüzeye çıkmaz mı? İşte o zaman o aşk bir taş olur ve senin hayatının tam ortasına yerleşir. Sen ne kadar kurtulmaya çalışırsan çalış onu neden oraya koyduğunu bilemez isen o kaptanda o taşı çekip çıkaramazsın. Çünkü seni sen yapan o duyguyu hissetmek istemediğin için onu oraya koymuşsundur. Bazen en iyi şansın o gün evinde kalıp ağlamaktır. Kendini iyisiyle ve kötüsüyle hissetmektir yapabileceğin en iyi şey. 
Kendini sevmeyebilirsin, o mutluluğu içinde de bulamayabilirsin ama kendine sıkı sıkı sarılabilirsin. Bunu sadece mental olarak da söylemiyorum fiziksel olarak bile kendine sarılabilirsin. 
Bırak her duygu ve düşünce vücudunu ele geçirsin çünkü o duygu o zaman dönüşür tutkuya ve eğer bir şeyi tutku ile yapabilirsen mutlu olmak için çabalaman gerekmez, o zaten bir yolunu bulur ve içine o mini minnacık pırıltıyı serpiştirir güven bana. Hiç bir şeyi çok fazla düşünmen gerekmez. Yollar aramana bir çıkış noktası bulman gerekmez eğer senin için bir çıkış yok ise o yol zaten senin yolun değildir. Sen sadece içinden ne geçiyorsa tutkuyla iste. Ona sarıl aynı kendine sarıldığın gibi.Sana her şey mümkün olabilir demiyorum çünkü maalesef hayat dilek dağıtan bir fabrika değil. Ama o çok istediğin şey olmuyorsa zorlama, içindeki burukluğa sarıl ve sev onu. Sonra onun kulağına eğilip şunu demelisin "birlikte kolumuzu keşfedeceğiz sen hiç endişelenme" işte bunu dediğin an kendini sevmeye başlayabilirsin.